Hamide Şebnem Köken

BLOG

Social Media for Photographers

No photographer presses the shutter to store pictures in closed boxes. We all want them to be seen by as many people as possible. The medium for this used to be the newspapers, magazines and art galleries. Now we have dozens of social networks that are easily accessible and do not charge anything at all. These networks, which we currently use personally, can be transformed into a beautiful showroom where our photos reach millions. It doesn’t make us a better photographer, but if we want to exist professionally, it’s very difficult to achieve this without social media. The first step for photographers who understand the importance of having an address on the Internet is to create a personal web page. However, we need to be active in social networks to be visible where millions of people are online . Our actions in these networks will help our network to grow and make our name easier to find in search engines.

When sharing the photos on social networks, the most frightening matter is the safety for photographers. Unfortunately, every photo we upload to the Internet has the potential to be stolen, and any measure we take will not eliminate this possibility altogether. Obviously if we don’t want our photos stolen, the only thing we can do is not to share the photos. But here are some questions to ask: Is it important for us that an ordinary user uses our photos as wallpaper on his personal computer? Or a big company using our photos without permission is the question ? In the second case, we should not forget that we can open a large amount of compensation for that company. Is this logic that makes us more distant from the Internet and from the benefits it provides makes sense? We always have a chance to use a watermark.

 

 

 

 

Hangi ağı kullanıyor olursak olalım bazı konularda özenli olmamız gerekiyor. Fotoğraflarımızı paylaşıyor olabilmemiz her fotoğrafı paylaşmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Yediğimiz yemeğin ya da içtiğimiz kahvenin fotoğrafları bizim düşündüğümüz kadar ilgi çekici olmayabilir. Küçük deklanşör farklılığı olan fotoğrafları ardarda sıralamak ne kadar gerekli? Başkasının fotoğrafı olsa “beğen”meyeceğimiz fotoğraflarımızı hiç paylaşmamak daha doğru olmaz mı? Fotoğraflarımızı, kendimizi unutturacak kadar az, bıktıracak kadar çok paylaşmamak da önemlidir. Günde 1 – 2 defa fotoğraf paylaşarak, yapılan yorumlara kısa da olsa cevaplar yazarak ve bizi takip edenlerin çalışmalarına da göz atarak güzel bir iletişim ortamı oluşturabiliriz.

Fotoğrafları etiketlemek de oldukça önemlidir. Bu sayede benzer ilgi alanlarına sahip yeni kullanıcılar tarafından keşfedilmemiz kolaylaşır. Takipçi sayısının fazla olması ve zamanla artması çok güzel hissettirir ama sayılara takıntılı olmamak gerekir. Egomuzu bir kenara bırakmalıyız. Bazen bizden kötü fotoğrafları olduğunu düşündüğümüz kişilerin daha çok takip ediliyor olması canımızı sıkabilir ama takipçi sayısının ne fotoğraflarımızın kalitesini ne de bizi tanımlamadığını unutmamalıyız. İnsanlarla kurduğumuz iletişim ve bizim bu süreçten eğleniyor ya da kendimizi geliştiriyor olmamız her şeyden önemlidir yoksa bir işe ya da göreve dönüşen sosyal medya, zamanımızı tüketen sıkıcı bir uğraş haline dönüşür.

Lighthouse | Bodrum | Turkey | 2015

Şebnem Köken (@sebnemkoken) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İnternet’te paylaşım yapabileceğimiz onlarca platform olmasına rağmen vakit ayırabileceğimiz 2-3 ağa odaklanmak diğerlerini de bu ağlara bağlayarak otomatik paylaşım yapmak mantıklı olacaktır. Aksi halde ne fotoğraf çekmeye ne de uyumaya vaktimiz kalır. Mesela ben en çok Instagram’ı takip ediyorum ve diğer tüm hesaplarımı Instagram’ a bağladım. Yani bir fotoğraf paylaştığımda o fotoğraf, Facebook, Google+ sayfama, Twitter hesabıma, Tumblr, WordPress, Blogger bloglarıma, Linkedin ve Flickr hesaplarıma otomatik olarak gidiyor. Bu bağlantıların bir kısmı doğrudan Instagram’dan da yapılabilir ama ben ücretsiz IFTTT sitesini kullanıyorum. Instagram’dan bağımsız olarak Twitter’ı ve Facebook sayfalarımı da aktif bir şekilde kullanıyorum. Tüm sosyal ağlarda bir hesabımız olması gerektiğine inanıyorum. Şu anda fazla işimize yaramasa da ileride verimli olarak kullanmaya karar verebiliriz. Çok geç kalındığında ismimizin başkası tarafından alınma ihtimalinden dolayı (henüz olmadıysanız) üye olabileceğiniz ve fotoğraflarınızı paylaşabileceğiniz aşağıdaki ağlara göz atmanızı tavsiye ederim.

The Wink, Gezi | Istanbul | Turkey | 2013

 

Instagram, 300 milyon aktif kullanıcı

Instagram, cep telefonu olan hemen hemen herkesin dikkatini çekmeyi başardığından, en aktif kullanıcı profiline sahip ağlardan biridir. Fotoğraf merkezli bir uygulama olduğu için fotoğrafçılar arasında da oldukça popülerdir. Instagram’ da önemli fotoğrafçıların çalışmalarına kolayca ulaşabilirsiniz. Instagram filtreleri sayesinde fotoğrafların işlenebilmesi ve uygulamanın fotoğraflardaki bazı kusurların düzeltilmesini sağlaması, profesyonel fotoğrafçıları da cep telefonuyla fotoğraf çekmeye teşvik etmektedir. Her ne kadar bazı filtrelerin daha yoğun kullanılması tek tip fotoğraf görünümünü arttırmış olsa da Instagram, fotoğrafçılar için yeni bir keşif ve uygulama alanı olmayı başarmıştır. Instagram’ın en olumsuz yönü fotoğrafların düşük çözünürlükte depolanmasıdır. Ayrıca, Instagram’la özdeşleşmiş kare formatı bazı fotoğrafçılar için kısıtlayıcı olabilir. Instagram’da başarılı olmak için etiketleri (tag) doğru bir şekilde kullanmalısınız. Bu sayede çalışmalarınızı sizi tanımayan kişilere de ulaştırmayı başarabilirsiniz. Instagram pek çok kullanıcı için görsel bir günlük olarak kullanılmaktadır. Siz de sadece profesyonel fotoğraflarınızı değil, önemli anlarınızı da gerçek zamanlı olarak takipçilerinizle paylaşabilirsiniz.

Facebook, 1 milyar 415 milyon kullanıcı

Sosyal ağlar içinde en geniş kullanıcı sayısı ile öne çıkan Facebook‘ u profesyonel olarak değerlendirmeyi ihmal etmeyin. Kişisel hesabınıza ek olarak bir fotoğrafçı sayfası açarak işe başlayabilirsiniz. Sayfanızı takip edenlerle diyalog kurarak, paylaşımlarınızda sorular sorarak ve yorumlar yazarak ağınızı yavaş yavaş genişletebilirsiniz. Kullanıcıların çok çeşitli olması, sadece fotoğrafa odaklanmış olmaması, fotoğraf sıkıştırma kalitesinin düşük olması Facebook’un olumsuz yönlerinden ancak özellikle portre, düğün ve doğum gibi alanlarda yerel olarak hizmet veren fotoğrafçılar için oldukça kullanışlıdır. Fotoğrafları setler halinde değil tek tek yollamak fotoğrafların görünürlüğünü arttırır. Beğendiğiniz bağlantıları, varsa web sayfa güncellemelerinizi de paylaşarak Facebook’u etkin bir şekilde kullanabilirsiniz.

Twitter, 288 milyon kullanıcı

Twitter, en güncel bilgiye ulaşabileceğiniz büyük bir sosyal ağdır. Bu fotoğrafçılık açısından çok önemli görünmeyebilir ama çok fazla kişinin aktif bir şekilde takip ettiği Twitter’ı önemli fotoğrafçıların çalışmalarını, fotoğrafçılık hakkında bilgi veren sitelerdeki güncellemeleri tek merkezden takip etmek için kullanabilirsiniz.

Twitter’la ilgili en büyük sıkıntı haber akışının çok hızlı olması ve çok fazla bilginin filtrelenmeden karşımıza çıkmasıdır. Bu karmaşayı ortadan kaldırmak için gerekli düzeni ve iletişim kurabileceğiniz çevreyi oluşturmak size düşüyor. Bunun için listeleri kullanabilirsiniz. Twitter etiketleri (hashtag) de hem ilgilendiğiniz konuları bulmak hem de fotoğraflarınızın keşfedilmesini sağlamak için önemlidir.

Google +, 300 milyon kullanıcı

Google ile bağlantılı tüm hizmetleri bir araya getiren Google+‘ dan nasıl faydalanabileceğinizi keşfetmek ve verimli kullanmak biraz zaman alabilir. Ancak paylaşımlarınızın Google arama motorundaki sıralamanızı yükseltmesi, halihazırdaki fotoğraf grupları ve Google Hangout hizmetiyle çevremizdeki kişilerle sohbeti kolaylaştırması, onu takip edilmesi gereken ağlardan biri haline getiriyor.

Flickr, 92 milyon kullanıcı

Flickr, tamamıyla fotoğraf paylaşımı üzerine odaklanmış bir ağ. Bu sebeple beğendiğiniz tarzlara sahip fotoğrafçıları Flickr’da keşfetmek kolaydır. Özellikle gruplar, bilgi paylaşımı açısından oldukça etkilidir. Arayüz olarak biraz eskimiş olsa da kaliteli fotoğraf sıkıştırma özelliği, baskı satışlarına imkan vermesi ve Getty’ nin bazı fotoğrafları lisanslaması, olumlu yönlerinden.

500px, 50 milyon fotoğraf

500px, işleyiş açısından Flickr’a çok benzemektedir ancak topluluktaki fotoğrafçıların çok yetkin olması ve paylaşılan fotoğrafların kalitesi onu diğer sitelerden ayırmaktadır. İlham veren sanatçılarla ve bakmaya doyamayacağınız fotoğraflarla dolu olan bu ağa mutlaka göz atmalısınız.

Youtube, 1 milyar kullanıcı

Hepimizin video paylaşım sitesi olarak kullandığı Youtube, fotoğrafçılar için de fotoğraf hakkındaki bilgilerini paylaşabileceği ya da kamera arkası görüntüleri yayınlayabileceği faydalı bir ortam sunuyor. Kamera önünde olmak istemezseniz, dış ses ve fotoğraflarınızı kullanarak da videolar hazırlayabilirsiniz. Google’a ait olduğu için en büyük avantajı, arama sonuçlarında öne çıkmak olacaktır.

 

Pinterest, 70 milyon kullanıcı

Fotoğraf merkezli bu sosyal ağ, sanal duvarınıza internette beğendiğiniz fotoğrafları toplama mantığıyla çalışıyor. Türk kullanıcılar arasında çok yaygın olduğu söylenemez ve anlaşılmadık bir şekilde yoğun kadın popülasyonuna sahip. Belki de bu yoğunluktan dolayı en çok dekorasyon, el işleri ile ilgili fotoğraflar yayınlanıyor. Doğum, portre ve düğün fotoğrafçılarının da çalışmalarına sıklıkla rastlayabileceğiniz sosyal ağda fotoğrafçılıkla ilgili bilgi paylaşımlarından da faydalanabilirsiniz.

Linkedin, 347 milyon kullanıcı

İş hayatına yönelik kurulmuş Linkedin, çevrim içi özgeçmiş alanı gibi düşünülebilir. Sadece Türkiye değil dünyadaki tüm şirketlere kolayca ulaşmanızı sağlayan sistemde profesyonel çevrenizi genişletme fırsatına sahipsiniz.

Bu yazı GezginFoto dergisinin 7. sayısından alınmıştır.